Artırılmış Gerçekiliğin Türleri ve Görüntüleme Sistemleri
Artırılmış gerçeklik teknolojileri temel olarak algılayıcılar, işlemci ve görüntüleyici olarak 3 bileşen ile çalışmaktadır. (Altınpulluk, Artırılmış gerçekliği anlamak: kavramlar ve uygulamalar, 2015) Algılayıcılar gerçek dünyayı tarayarak, gerçek (fiziksel) bileşenler artırılmış gerçeklik uygulaması ile iletişimi kurmaktadır. İşlemcinin görevi ise algılayıcılar ile AR uygulamasının iletişimini koordine etmektir. Görüntüleyici ise işlemciden aldığı verileri son kullanıcıya sunma görevi üstlenir.
Artırılmış gerçeklik uygulamaları, kullanılan teknoloji dikkate alındığında optik temelli teknolojiler ve video temelli teknolojiler olarak iki grupta değerlendirilebilir. Bu iki teknoloji arasındaki temel farklılık gerçek ve sanal dünyanın bütünleştirilmesiyle oluşan sahnenin görüldüğü yerdir. (İÇTEN & BAL, 2017)
Video temelli teknolojiler artırılmış gerçeklik sahnesini bilgisayar, tablet, mobil cihaz üzerinde görüntülemektedir. (İÇTEN & BAL, 2017)
Bilgisayarlar sabit bir platform olurken, tablet ve mobil cihazlarda taşınabilir artırılmış gerçeklik uygulamaları yer alır. Video temelli AR ortamı sunan taşınabilir görüntüleme sistemlerinin iki ana avantajı, el cihazlarının taşınabilir doğası ve kameralı telefonların her yerde bulunabilen doğasıdır. Dezavantajları, kullanıcının el cihazını her zaman önünde tutmak zorunda kalmasının fiziksel olarak kısıtlayıcı olmasıdır. (Kesim & Özarslan, 2012)
(Sırasıyla; Taşınabilir görüntüleme sistemleri, başa monte edilen görüntüleme sistemleri ve Uzamsal görüntüleme sistemleri)
(3. görsel kaynağı (Slijepcevic, 2013))
Diğer yandan optik temelli sistemlerde göze takılabilen aygıtlar veya HMD (Head Mounted Displays) aygıtları karşımıza çıkıyor. HMD aygıtlar genellikle başınızın arkasından bağlanabilen gözlüğe bir benzer formdadır. Bu formuyla nesnelerin görüntülenmesini sağlayarak kendi bakış açınız ile AR uygulamalarının görüntülenmesini sağlayabilirsiniz. Böylelikle Taşınabilir görüntüleme sistemlerinin aksine fiziksel kısıtlayıcılık ortadan kalmış olur. Dezavantaj olarak HMD aygıtların maliyetinin yüksek olmasını ve radyasyon yaymasını olarak gösterebiliriz. Ayrıca uzamsal görüntüleme sistemleri (Spatial Projection Displays) video projektörleri, optik elementler ve hologramları kullanmaktadır. (Kesim & Özarslan, 2012) Ancak görüntülerin sağladığı gerçeklik hissi kullanılan sisteme göre farklılık gösterebilmektedir (Kesim & Özarslan, 2012)
AR teknolojisi kullanılan teknolojilere göre farklı araştırmacılar tarafından farklı kategorilere ayrılmıştır. (Tsai & Cheng, 2012) artırılmış gerçekliği görüntü tabanlı ve konum tabanlı uygulamalar olarak kategorilendirmişlerdir. Buna ilave olarak görüntü tabanlı Ar uygulamalarını Johnson, Levine, Smith ve Stone (2010) ile Pence (2011) işaretçi tabanlı uygulamalar ile işaretsiz tabanlı olmayan uygulamalar kategorilerini kullanmıştır. (YILMAZ, 2018)
Konum tabanlı artırılmış gerçeklik uygulamaları sensörlerden gelen (GPS, WLAN, Pusula, İvmeölçer, Hızölçer) veriler ile belirlenmiş konumlara gerçek görüntü üzerine ortam zenginleştirme verilerinin eklenmesi esasına dayandığı söylenebilir. (İÇTEN & BAL, 2017)
Görüntü tabanlı ve konum tabanlı AG uygulamaları karşılaştırıldığında her iki uygulamanın benzer ve farklı özelliklerinin olduğu görülmüştür. Bu iki uygulamayı birbirinden ayıran temel farklılık; görüntü tabanlı uygulamalarda tanılayıcı olarak resim ve grafiklerin, konum tabanlı uygulamalarda GPS ya da kablosuz ağların kullanılmasıdır. (YILMAZ, 2018)
İşaretli takip sistemi, AR uygulamasının görüntülenmesi için sisteme önceden tanımlanmış bir işareti merkez alır. Bu işaretler siyah beyaz bir kare kod şeklinde olabildiği gibi, günümüzde herhangi bir nesne/görüntü işaretçi olarak kabul edilebilir. Günümüzde sıkça kullanılan sosyal medya yüz filtreleri, yüz üzerindeki göz, burun, yüz şekli gibi görüntüleri işaret olarak kullanarak yüz üzerine dijital/sentetik öğeler yerleştirmektedir. İşaretçisiz takip sistemleri ise herhangi bir noktada işaret bulundurmaksızın ortamdaki yüzey yapısı üzerine artırılmış gerçekliği yansıtarak gerçekleştirmektedir. Makalemde bahsetmiş üzere olduğum Adobe Aero uygulaması bu minvalde işaretsiz takip sistemi tabanlı bir artırılmış gerçeklik yazılımı olarak karşımıza çıkıyor.
(İşaretçi Tabanlı AR uygulaması örneği)
(AR technology for Android — Part 1, Loredana Zdrânc (Zdrânc, 2019))
Tarık İçten ve Güngör Bal’ın yaptığı araştırmaya göre işaretçi tabanlı artırılmış gerçekliğin, işaretçi olmayan artırılmış gerçeklik uygulamalarından ve konum tabanlı artırılmış gerçeklik uygulamalarından daha fazla tercih edildiği görülmüştür. Bunun sebebi olarak işaretçi olmayan artırılmış gerçekliği geliştirme sürecinde yazılımcıların ortama işaretçi eklemek yerine ortamdaki mevcut fiziksel nesne veya nesneleri yazılımla takip etme, bu duruma göre işlem yapma ve kaliteli donanım bulundurma gibi zorlu durumları olarak sebep göstermiştir. (İÇTEN & BAL, 2017)
Yayınlanan yazılar kaynak göstermeden, izinsiz kullanılması, kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Yayınlanan yazılar ve makalelerin izin almak şartı ile kaynak gösterilerek yayınlanmasına müsaade edilmektedir.